Web3 (Web 3.0) Nedir?

Web3 (Web 3.0), her gün kullandığımız internet gibi çalışan, fakat merkezi olmayan web’dir. Web3, sosyal medya ve akış hizmetlerinden haber kaynaklarına, finansal araçlara ve diğer birçok teknolojiye kadar popüler web sitelerine ve uygulamalara sahiptir.

Web 3.0 daha fazla özgürlük sağlar, çünkü bu teknolojinin merkezi yoktur, kapatılması veya engellenmesi hemen hemen imkansızdır. Bu nedenle web 3.0 sitelerine ve merkezi olmayan uygulamalara (dApp) erişme yöntemi temelde farklıdır.

“Web3” kavramını detaylıca incelemeden önce, web’in temel yapısına göz atalım.

Geleneksel Web

İnternet, milyarlarca web sitesine ve uygulamaya ev sahipliği yapar, ve bunlara akıllı telefonlar, bilgisayarlar, akıllı TV’ler gibi çeşitli cihazlardan erişmek mümkün. Ancak bu sitelerin ve uygulamaların bir yerlerde barınması gerekir. İşte bu noktada sunucular devreye giriyor.

Aslında bilgisayarlardan pek farklı olmayan fiziksel sunucular, internet’teki dosyaları ve verileri barındırır. Online platformlara, sitelere veya uygulamalara eriştiğinizde, sunucularla iletişim kurarsınız. Ve çoğu durumda, uygulamalar ve siteler çok sayıda sunucuya ihtiyaç duyar. Küçük siteler tek bir sunucuda barındırılabilir, ancak milyonlarca kullanıcısı olan web uygulamaları çok daha fazla depolama alanına ihtiyaç duyar. Bu, geleneksel web’in nasıl çalıştığının özüdür. Web 1.0 ve 2.0’da yetkili kurumlar ve büyük şirketler kimliğinizi, işlemlerinizi, içerik yayınlama haklarınızı ve hatta web’e temel erişiminizi kontrol eden merkezi yetkililerdir. Web 3.0 ise, bu ilkelerden uzaklaşmakla ilgilidir.

Web 3.0 veya Merkezi Olmayan Web

Web3’te de uygulamaları ve siteleri barındırmak için sunuculara ihtiyacımız var. Ancak web3 modelini bu kadar benzersiz kılan şey, sunucuların merkezi otoriteler yerine bağımsız taraflarca sahiplenilmesi ve yönetilmesidir. Bu küçük bir fark gibi görünebilir, ancak internetin geleceği ve onu nasıl kullandığımız konusunda ciddi etkileri vardır. Bu hem teknik hem de ideolojik bir farklılıktır.

Bununla birlikte, web3 sahiplik modeli, teknik açıdan elde edilmesi çok daha karmaşıktır. Gerçekten merkezi olmayan bir mülkiyete sahip olmak için web3, sunucuları koordine etmek ve bağımsız tarafları bu sunucuları çalıştırmaya teşvik etmek için blockchain gibi teknolojilere dayanır. Bireyler ve şirketler, web 3.0 teknolojisinden yararlanmak için sitelerini ve uygulamalarını merkezi olmayan sunucuların üzerindeki ağda barındırabilir.

Web3’ün blockchain ağları üzerinde oluşturulan uygulamalara ve sitelere “merkezi olmayan uygulamalar” (veya dApp’ler) denir. Web3’te teknik olarak, herkes bilgisayarını sunucu olarak kullanılabilir hale getirebilir.

Web3 Neden Önemlidir?

Web3, geleneksel web gibi çalışır, ancak merkezi olmayan altyapıyla çalışır. Bu neden önemlidir?

İki ana sebep var. Birincisi, web 3.0, web 2.0’dan çok daha erişilebilir ve güvenlidir. İkincisi, web 3.0 aynı zamanda internetin nasıl çalışması gerektiğine ve interneti kimin kontrol etmesi gerektiğine dair yeni bir felsefeyi temsil ediyor ve bireylere internet’in geleceğini şekillendirme olanağı sunuyor.

Web3’ün Avantajları

Web3, geleneksel internet’ten daha fazlasını sunar:

  • Güvenlik (kriptografi sayesinde)
  • Dayanıklılık (küresel olarak dağıtılmış altyapı sayesinde)
  • Herkese açık
  • Gizlilik

Bunların her birini detaylıca inceleyelim…

Güvenlik

Web 3.0, kriptografi sayesinde web 2.0’dan daha güvenlidir. Örneğin, web3 kullanıcısı bir dApp’e kullanıcı adı ve parola yerine kriptografik olarak güvenli bir anahtarla erişir. Bu, kişisel verilerinizin kontrolünü size verir.

Dayanıklılık

Sunucular hem web 3.0 hem de web 2.0’da dağıtılabilirken, web 2.0’da büyük teknoloji şirketleri sunucuları stratejik alanlarda yoğunlaştırma eğiliminde olduğundan web3’te genellikle daha fazla dağılım vardır. Tüm dünyaya yayılmış, bağımsız tarafların ve bireylerin sahip olduğu ve yönettiği sunucularla, herhangi bir olayın merkezi olmayan ağlarda bir kesintiye neden olması çok daha az olasıdır. Bu bağlamda, web3 daha dayanıklıdır, yani elektrik kesintisi gibi basit bir olayın ağı kesintiye uğratma olasılığı daha düşüktür.

Herkese Açık

Web3’ün merkezi olmayan doğası, onu herkese açık ve şeffaf kılar. Başka bir deyişle, internet bağlantısı olan herkes, konumu, milliyeti, cinsiyeti ne olursa olsun merkezi olmayan uygulamalara erişebilir. Dahası, herkes gerekli yazılımı indirerek bilgisayarını sunucu olarak kullanabilir ve blockchain ağının güvenliğini sağlamaya katılabilir.

Gizlilik

Merkezi olmayan uygulamalara bağlandığınızda, ağdaki sunucularla iletişim kurarsınız. Web 2.0’da, mahremiyet konusunda şirketlere güvenmeniz gerekir. Ve bazı büyük teknoloji şirketlerinin, verilerinizi korumaktansa satmayı tercih ettiklerini çoğumuz biliyoruz. Ancak web3’te durum tamamen farklıdır. Örneğin, web3’te ağdaki verilere ayrıcalıklı erişimi olan merkezi bir kuruluş yoktur.

Web 3.0 ve İnovasyon

Web 3.0, internet’in daha eşitlikçi bir versiyonuna öncülük etmenin yanı sıra, gerçekten heyecan verici bazı yeni teknolojilerin yaratılmasını da teşvik ediyor.

Web3, her türlü teknolojik inovasyon için kapıları açan blockchain üzerine inşa edilmiştir. Merkezi olmayan smart contract (akıllı sözleşme) platformları, web3’ün değerini ve yeniliğini yakalayan çeşitli kripto para projelerine yol açtı. Örneğin, NFT’ler (non-fungible token) ve metaverse platformları web3 teknolojisinin gücü sayesinde mümkün olmuştur.

NFT’ler, dijital varlıklara nasıl sahip olduğumuzu ve bunlarla nasıl etkileşim kurduğumuzu yeniden gözden geçirmemizi sağladı. NFT’ler, dijital sanat eserlerinin sergilenebildiği metaverse projelerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Buna karşılık, metaverse teknolojisi daha da yeni projelere yol açmaktadır.

Finans, web3 teknolojisinden güçlü bir şekilde etkilenen ilk sektördür. Bu durum yeni bir kavramın doğmasına sebep olmuştur – DeFi (“decentralized finance” veya “merkezi olmayan finans”). Daha birçok sektör, web3’ün gücünden çeşitli şekillerde yararlanmaya hazırdır.

Gizem Özdemir

Gizem Özdemir yatırımcı ve iş kadınıdır. Harvard Business School mezunu olan Gizem 1981 yılında Lüksemburg'da doğdu. 2005 yılında mezun olduktan sonra Credit Suisse'te finansal analist olarak çalışmaya başladı. 5 sene sonra Rothschild & Co şirketinde finansal planlama uzmanı olarak kariyerine devam etti. Finans sektöründe edindiği bilgi ve deneyim sayesinde 2018 yılında Lihtenştayn'da ortağı ile Özdemir & Cohen adında finansal danışmanlık şirketini kurdu. İnsanlara yardımcı olmak için iş dünyası ve finans ile ilgili bilgilerini irefy.com sitesinde paylaşmaktadır.

Yorum yapın