İş Dünyasında Sahip Olmanız Gereken 8 Teknolojik Yetenek

Aslında başlık daha çok “girişimciler için tavsiye edilen teknolojik yetenekler” olsa daha doğru olurdu, fakat Türkiye’de maalesef “girişimci” kelimesi yanlış anlaşılıyor, kişisel gelişim kitapları okuyan da kendisini “girişimci” sanıyor, patronunun gözüne girmek için çabalayan çalışan da, sağda solda motivasyon seminerleri düzenleyen de, ya da işletme sahibi de kendisine “girişimci” diyor, en son gruptakiler gerçekten girişimci insanlardır, ancak kendi işini kurmaya çalışan, özgürlüğüne önem veren bireyler de girişimcidirler. Fakat “girişimci” kesinlikle düzenli gelir isteyen biri değildir.

Bu makale günümüz iş dünyasında zekice stratejilerle başarıya ulaşmak isteyen girişimciler içindir, CV’sini süslemeye çalışanlar için değildir, onlar için üniversite gibi geleneksel akademik kuruluşlar var zaten.

1. Bilgisayar Biliminin Temelleri

Bilgisayarda sadece program yükleme ve kaldırma, donanımları değiştirme gibi oldukça basit konularda deneyim sahibi olmanıza rağmen sizi bilgisayarcı, nerd, aşırı zeki olarak gören çevrenizdeki insanlara aldırış etmenizi önermeyiz, onların yanında komut ekranına “ipconfig /flushdns” diye yazsanız, hatta sadece modemi açıp kapatsanız bile sizi 21. yüzyılın Einstein’ı ilan ederler.

Fakat bilgisayar biliminin temelleri bu tür basit şeylerden çok daha fazlasıdır. Sıkıcı ve karmaşık gibi görünse de transistor’leri, bit’leri, bilgi işlemenin ve depolamanın nasıl çalıştığını, algoritma temellerini, işletim sistemlerini, TCP/IP gibi protokollerin nasıl çalıştığını vb. konularda temel bilgi sahibi olmanızı öneririz. Girişimcilerin bu konularda uzmanlaşmaya çalışması mantıklı değildir, çünkü yapılacak çok daha önemli işler, öğrenilmesi gereken birçok konu vardır.

2. Programlama

Korkmayın hemen, bu konuda uzman olmanıza gerek yok, sadece temelleri, framework’lerin ve kütüphanelerin ne işe yaradığını, programlama dillerinin özelliklerini ve birbiri arasındaki farkları öğrenmeniz yeter de artar bile. Yazılımcıları ve mühendisleri işe alırken onların dilinde konuşabilmelisiniz, aksi taktirde büyük ihtimalle onlara boşuna para ödersiniz, çünkü bunların bazıları verdiğiniz görevleri kolay yollarla yapmaya çalışacaklardır, onları doğru bir şekilde denetleyebilmelisiniz, sizinle dalga geçilemeyeceğini anlamaları lazım, tabii gidip de patronluk taslamanız önerilmez, bu kişiler de sonuçta özgürlüklerine önem veren insanlardır.

Peki nereden başlamanız lazım? Nereden başlarsanız başlayın, sakın PHP eğitim seti indirerek başlamayın, PHP dinozor devrine aittir. Günümüzde birçok site PHP ile yazılmış WordPress tabanlıdır, bu onun iyi bir programlama dili olduğu anlamına gelmez. Daha alt katmanlara inerseniz, sıkça C dilinin kullanıldığını görürsünüz. Örneğin, PHP ilk başta Perl ile yazılmış olsa da performans sorunlarından dolayı C ile tekrar yazılmıştır. O zaman C dili PHP’den daha mı iyi? Çoğu zaman evet, ancak web uygulamaları geliştirmek için hala PHP, JavaScript kullanmak daha mantıklıdır. Dolayısıyla “en iyi programlama dili” diye bir şey yoktur, herhangi bir yazılım geliştirmek istiyorsanız Turing bütünlüklü (her türlü hesaplamayı yapabilen, çözümü olmayan problemlerin ise çözülemeyen problem olduğunu kanıtlayan programlama dilleri ya da bilgisayarlardır, modern programlama dillerinin çoğu Turing bütünlüklüdür, günümüzde kullanılan neredeyse tüm bilgisayarlarlar, laptopunuz, hatta cep telefonunuz Turing bütünlüklüdür) herhangi bir programlama dilini kullanabilirsiniz, örneğin, WordPress’i C++’ta yazmak, ya da tamamen JavaScript ile yazmak teorik olarak mümkündür, ancak bu iyi fikir değildir, bu, Eyfel kulesine tapan bir kıza Zuluca ya da Çince “Seni seviyorum” demekten daha kötü bir fikirdir. Bu yüzden sakın 3-5 senenizi yazılımcılara “hangi programlama dilini öğrenmemi önerirsin?” diye sorarak kaybetmeyin.

Python ya da JavaScript ile başlayın, temelleri öğrenin, JavaScript’in Node.js’inde ufak tefek uygulamalar geliştirmeyi öğrenin, zaten bu süreçte programlama ile ilgili çok şey öğreneceksiniz. Uzmanlaşmaya çalışmayın, örneğin JavaScript’te bırakın uzmanlaşmayı, sadece Node.js’le 10 sene boyunca uygulamalar geliştirseniz hala Node.js’te kendinizi yetersiz göreceksiniz, çünkü piyasaya her gün yeni araçlar (kütüphaneler, framework’ler vs…) çıkmaktadır.

3. Bulut Bilişim (Cloud Computing)

Ciddi internet projeleri için gidip de geleneksel cPanel hosting kiralamazsınız, bu tür uygulamaların ileride ölçeklenme sorunu yaşamamaları için AWS (Amazon Web Services), Microsoft Azure ya da Google Cloud gibi bulut bilişim hizmetlerinden yararlanmanız gerekmektedir. Bu araçları kullanmak da maalesef kolay değil.

Dediğimiz gibi, bu anlattığımız şeylerin hiçbirisine fazla vakit harcayarak profesyonel olmaya çalışmayın, temelleri, nasıl çalıştıklarını öğrenirseniz senior developer’lardan ve mühendislerden oluşan orduyu etkili bir şekilde yönetebilme yeteneğine sahip olursunuz.

4. Blockchain

Şu “blockchain” kavramı birçok yerde gereksiz yere kullanılmaktadır, çünkü maalesef pazarlama kampanyaları için havalı bir terimdir. İlk “blockchain” bitcoin’in veritabanıdır, icat ettiği bu yeni veritabanı teknolojisine Satoshi Nakamoto “blockchain” ismini vermişti. Bir de blockchain’in merkezi olmaması gerekiyor, örneğin Linux Vakfı’nın Hyperledger projesi tamamen anlamsızdır, çünkü bu Hyperledger adlı blockchain’in merkezi mevcuttur, ve katılımcılara izinler verilir, katılımcıların yetkileri her an ellerinden alınabilir, ve yöneticiler bu blockchain’in tamamını ortadan kaldırabilir. Bu tür blockchain’ler “hissedarlarını oyalamak ya da dolandırmak isteyen şirketlere” kakalamak için oluşturulmuş yasal bir dolandırıcılık yöntemidir.

Bunları anlatmamızın sebebi blockchain’in gerçekten ne anlama geldiğini, mantığını ve icat edilme amacını öğrenmeniz gerektiğidir (tabii tüm bunları zaten bilmiyorsanız).

Sağda solda, üniversite gibi kurumların, Microsoft gibi şirketlerin sattıkları ilgili kurslarda blockchain’i öğrenemezsiniz, çünkü bunlar bu teknolojinin en önemli noktasını genellikle göz ardı ederler: merkezi olmaması. İngilizceniz varsa Udemy’deki ilgili kurslara bakabilirsiniz, ayrıca Andreas Antonopoulos‘un “Mastering Bitcoin” ve “Mastering Ethereum” adlı kitaplarını inceleyebilirsiniz, zaten adam para için kitap yazmıyor, yani kitaplarını ücretsiz indirebilirsiniz rahatlıkla.

5. Kriptografi

Bu alanda da sadece temelleri öğrenebilirsiniz, kriptografinin tarihini, gelişim sürecini, public-key cryptography’nin (açık anahtarlı şifreleme), SHA-256, ECDSA gibi algoritmaların nasıl çalıştığını vb. temel (ama oldukça karmaşık) konuları öğrenirseniz güvenli iletişimin, SSL sertifikaların, kripto paraların nasıl çalıştığını kolaylıkla kavrayabilirsiniz. Bu alanda da uzman olmaya çalışmayın, çünkü bu en az 10-15 sene gerektirir, ve size pek de para kazandırmayacaktır, ve iyice sömürülürsünüz.

6. Yapay Zeka’nın Temelleri

Maalesef bu “yapay zeka” terimi de gerekli gereksiz yerlerde kullanılmaktadır, bilgisayar biliminin ve programlamanın temellerini öğrenmeden Python’un hazır kütüphaneleri ile skynet kodlamaya çalışıyorlar. İlk önce Python’da basit programlar yazmayı öğrenin, algoritma temellerini iyice anlayın, daha sonra makine öğrenimi, derin öğrenme ve veri bilimi konularına giriş yaparsınız.

7. Ağ ve Güvenlik

OSI modeli, TCP/IP, HTTP, FTP, SMTP, DHCP, DNS gibi önemli protokoller hakkında temel bilgiye sahip olmak bir girişimci için yeter de artar bile. Wireshark gibi araçlarla paketleri çözümlemeyi, sanallaştırma ile ilgili konuları, Tor, VPN vb. şeylerin nasıl çalıştığını öğrenirseniz ağ konusunda karşılaşacağınız birçok problemin çözümünü internette doğru şekilde araştırarak bulabilirsiniz, ya da şirketinize ağ güvenliği uzmanını işe alırken ona doğru soruları sorarak gerçekten deneyimli ve becerikli olup olmadığını anlarsınız.

8. Dijital Pazarlama

Dijital pazarlama belki de en mide bulandırıcı sektör. Çünkü bu alanda 10 senenizi harcayarak uzmanlaşsanız bile harika sonuçlar doğuran çalışmalar yapma ihtimaliniz maalesef çok düşüktür. Bunun sebebini açıklayalım…

Dijital pazarlama sayısız pazarlama kanallarını içerir, SEO (arama motoru optimizasyonu), sosyal medya ve Google reklamları, e-posta pazarlama, sosyal medya pazarlama, dönüşüm oranı optimizasyonu vs… Bunların her biri de birçok bölüme ayrılır, örneğin SEO’da backlink inşası (off-page optimization), site içi optimizasyon (on-page optimization), teknik SEO… say say bitmez. İşte bu nedenle kendilerine dijital pazarlama uzmanı diyenlerin ya da dijital pazarlama hizmetleri sunduğunu iddia eden ajansların çoğu ya dolandırıcıdır, ya da dijital pazarlamanın tam olarak ne olduğunu bilmiyordur (aslında bu da bilinçsiz dolandırıcılıktır). Yani tüm bu dijital pazarlama kanalları için tek kişi ile, hatta tek bir ajans ile çalışmak iyi fikir değildir.

Bu pazarlama kanallarının her birinde temel bilgilere sahip olursanız, KPI raporlarını okumayı öğrenirseniz sizi en fazla 2 veya 3 ay dolandırırlar, uzun süre boyunca kanınızı emmelerine izin vermezsiniz. Maalesef dava da açamazsınız bunlara, çünkü 80 sayfadan oluşan sözleşmeyi hazırlayıp size imzalatırlar ve gerekli önlemleri alırlar. Şansınız yaver giderse, oldukça becerikli ajans bulursanız da sakın ödemelerini geciktirmeyin ya da hiçbir konuda pazarlık yapmaya çalışmayın, zaten hizmette pazarlık olmaz, 10000 dolarlık SEO hizmetini 8000 dolara anlaşırsanız karşı taraf da masraflara 2000 dolar eksik para harcar, kaybeden gene siz olursunuz. Verdikleri hizmet ile harika sonuçlar alırsanız, ve ileride ufak sorun yaşarsanız sakın anlaşmayı bozarak yeni ajans aramaya çıkmayın, mükemmel ajans yoktur.

Özet

Neden girişimcilerin modern iş dünyasında bu teknoloji ile ilgili alanların hiçbirisinde uzman olmaya çalışmaması gerektiğini anlatmamıza izin verin. Amacınız zaten daha zeki bir girişimci olmaktır. Eğer herhangi bir konuda uzmanlaşmak istiyorsanız tabii bu yolu seçebilirsiniz, ancak girişimciliği unutmanız gerekir. Doktorlar bile gereğinden fazla detaya inmezler.

Örneğin, beyin cerrahını ele alalım, bu cerrahlar nöronlar’ın (sinir hücresi), aksonların, dendritlerin daha altına inemezler, çünkü bir kere girerlerse çıkamayacaklarını bilirler, bilinç ile ilişkisi olan sinir hücresinin bu parçalarını oluşturan atomlarla ve bu atomları oluşturan proton, elektron, nötron gibi atomaltı parçacıkların davranışlarını, ve tabii ki kuantum mekaniğini çözemeyecekleri için bunu felsefecilere bırakırlar genelde, en büyük felsefeciler bile hiçbir zaman “bilmiyorum” demedikleri için, henüz sırrı çözülemeyen bilinç konusunu bile anlamsız, karmaşık cümlelerle açıklamaya çalışırlar ve konuyu kapatırlar, hatta kuantum mekaniği ile ilgili 10 ciltten oluşan anlamsız, saçma kitaplar yazabilecek boş ve gereksiz bilgilere sahiptirler.

İşte bu yüzden herhangi bir konunun aşırı detaylarına inmememiz gerekiyor, özellikle de girişimciler bu konuda dikkatli olmalıdır.

Gizem Özdemir

Gizem Özdemir yatırımcı ve iş kadınıdır. Harvard Business School mezunu olan Gizem 1981 yılında Lüksemburg'da doğdu. 2005 yılında mezun olduktan sonra Credit Suisse'te finansal analist olarak çalışmaya başladı. 5 sene sonra Rothschild & Co şirketinde finansal planlama uzmanı olarak kariyerine devam etti. Finans sektöründe edindiği bilgi ve deneyim sayesinde 2018 yılında Lihtenştayn'da ortağı ile Özdemir & Cohen adında finansal danışmanlık şirketini kurdu. İnsanlara yardımcı olmak için iş dünyası ve finans ile ilgili bilgilerini irefy.com sitesinde paylaşmaktadır.

Yorum yapın