Benjamin Graham’ın İlkelerini Kripto Para Yatırımı için Kullanmak

Servetinin değeri yaklaşık 124 milyar dolar olan yatırımcı ve iş adamı Warren Buffett’in yatırımcılıkla ilgili en çok sevdiği kitabı “Akıllı Yatırımcı”nın yazarı Benjamin Graham’ın bu kitabında anlattığı stratejileri ve ilkeleri kripto para piyasasında uygulayarak, piyasadaki teknik analizcilerin %99’undan daha başarılı olma ihtimaliniz yüksektir. Yatırımcılık konusunda kendinizi geliştirmek istiyorsanız bu “Akıllı Yatırımcı” adlı kitabı okumanızı öneririz, biraz kalın ve sıkıcı gözükebilir, ancak yatırım zaten sıkıcıdır.

Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki, Benjamin Graham hayatta olsaydı kripto para borsasına tek kuruş yatırmazdı, günümüz Wall Street’ine bile adım atmazdı, nitekim günümüzdeki popüler hisse senedi borsalarında işlem gören hisse senetlerinin çoğu spekülatif varlıklardan başka bir şey değildir. Zaten Benjamin Graham bu kitabında spekülasyonun mantıksız ve aptalca bir şey olduğunu bastıra bastıra anlatmaktadır.

Kripto para piyasasında para kazanmak sanıldığı kadar kolay değildir, belki boğa piyasasında iyi paralar kazanabilirsiniz, ancak bu sürdürülebilir bir iş değildir, çünkü bu piyasa hiçbir şekilde mantığa göre hareket etmez. Oldukça becerikli ekiplerin oluşturduğu süper özelliklere sahip coinler %90 değer kaybeder, ancak sahtekar oldukları %100 kanıtlanmış olan yazılımcıların ve şirketlerin oluşturdukları coinler ise piyasada ilk 5 sıraya yükselerek acemi şanslıların paralarını 100’e katlarlar. Bitcoin bile spekülatif bir paradır. Yanlış anlamayın, bitcoin gelmiş geçmiş en harika projedir, bitcoin sayesinde 2009’da yeni çağa (merkezi olmayan finans çağı) giriş yaptık. Ancak piyasadaki yatırımcıların ve spekülatörlerin (trader) çoğu en önemli şeyi göz ardı etmektedir: Bitcoin’in arkasındaki felsefeyi. Bu yüzden kripto para piyasasının Vahşi Batı’dan farkı yoktur.

Anlatacağımız teknikleri kullanarak direkt başarıya ulaşmayı beklemeyin, ancak bu stratejiler ve ilkeler ciddi hatalar yapmanızı engelleyebilir. Benjamin Graham bunları “Akıllı Yatırımcı” adlı kitabında yaklaşık 50 sene önce bahsetmiş olsa da hala etkilidir, çünkü yatırımcılık insanların tutumu ile alakalıdır, ve toplum psikolojisi neredeyse her zaman sabittir.

1. Piyasa, sürdürülemez iyimserlik ve gerekçesiz kötümserlik arasında hiç durmadan sallanan bir sarkaçtır. Akıllı yatırımcı kötümserlerden alıp iyimserlere satan bir realisttir.

Eğer kripto para piyasasında az da olsa deneyimliyseniz siz de farketmişsinizdir, hayallere kapılarak saçma sapan hareketler yapan insanların sayısı çok fazladır. Dot-com fiyaskosundan ders almamış biri “31 Aralık 2020’ye kadar bitcoin 1 milyon dolara ulaşmazsa penisimi yerim” diyor, insanlar çıldırıyor, 10-15 dakikalık ufak bir araştırma yaparak bitcoin’in nasıl çalıştığını, nasıl kullanıldığını, hatta bunları bırakın, ne olduğunu bile öğrenmeden borç alarak, bankalardan kredi çekerek yaptıkları aptalca yatırımları ile çok kısa süre içinde büyük miktarlarda para kaybettiler. Bu arada John McAfee bu çılgınlıkların ortaya çıkmasına sebep olan binlerce manipülatörden sadece biridir.

Peki merkezi olan XRP coin’in 500 dolara yükseleceğine inanan Ripple’cılara ne demeli? İstedikleri şeylere inanabilirler, ancak bunlar sağda solda deneyimsiz insanlara bu coin’i tavsiye ederek onların da aptalca hareket yapmalarını sağlamaktadırlar. Değil XRP’yi, BTC’yi bile tavsiye etmemek gerekiyor, çevrenizdekilere bitcoin satın almalarını söylerseniz, onlar da para kaybederse durduk yere düşman kazanırsınız, elbette bitcoin fiyatını yükseltmek için bunu yapmıyor olabilirsiniz, çünkü bu şekilde fiyatını %0.000001 bile arttıramazsınız, bu kişilerin sizin yatırım tavsiyenize uyarak paralarını 10’a katlamalarını, ve size teşekkür etmelerini istiyorsunuz, ancak para kaybetme ihtimalleri de az değil. İşte bu tür şeyler yüzünden kripto para piyasasının itibarı maalesef lekelenmiş durumda.

Başka bir güzel örnek de Chainlink’tir (Link). Merkezi olmayan oracle sistemleri smart contract’lar için yaşamsal önemdedir, bunu hepimiz biliyoruz. Ancak Chainlink üzerinde geliştirilen birkaç oracle sisteminden biri, Ethereum’un dolar karşılığını gösteriyor. Chainlink hayata geçtikten 2 sene sonra piyasa değeri 1 milyar doları geçmiştir. Google’ın bir çalışanı tarafından hazırlanan bir içerikte anlatılan bir örnek projede Chainlink’ten biraz bahsedildiği için LINK’in fiyatı birkaç gün boyunca durmadan yükselmiştir, Google ile ortaklık kurmuşlar da, yok bilmem terminatör yapılabilecekmiş de, 5 sene sonra Chainlink tüm dünyada kullanılmaya başlayacakmış da, bitmeyen hayallerle 14-15 yaşlı çoluk çocukları kandırıp ellerindeki paraları alarak onları Chainlink fanatiğine çevirmişlerdir, bu rezaleti zamanında IOTA’da da gördük hatırlarsanız. İşte piyasa değeri bu şekilde 1 milyar dolara ulaşmıştır kısa süre içinde. Bitcoin bile 1 milyar dolarlık piyasa değerine 4 yıl sonra ulaşmıştır. Bu Chainlink denen şey de ne?!

Tabii bir de sık sık yayınlanan manipülatif haberler yüzünden bitcoin ile beraber diğer 10 bin coin aynı anda düşüyor, dakikalar içerisinde tüm kripto para piyasası %10-%20 değer kaybediyor. Haber ne peki? Binance’ın Shanghai’deki ofisine polisler baskın düzenlemiş. Ya da bir yatırım bankasının milyarder CEO’su bitcoin’e ponzi demiş. Diğer bir önemsiz ancak piyasaya çok kötü etki eden haberlerden biri de, Google’ın kripto para projeleri ile ilgili reklamları yasaklamasıydı. Bu yüzden tüm paranızı sakın kripto’ya yatırmayın, kenarda bir miktar dolarınız olsun, insanlar böyle durumlarda panik içinde coinlerini satarken, siz indirimle ucuzdan toplarsınız, insanlar sakinleştikten sonra da onlara geri satarsınız daha yüksek fiyattan.

2. Bir yatırım ne kadar heyecan verici görünürse görünsün asla değerinden fazla ödeme yapmayın.

Aslında kripto paralar hisse senedinden tamamen farklıdır, halka açık bir şirketin finansal tablosunu, ve diğer raporlarını, sektörünü, rakiplerini inceleyerek hisse senedinin gerçek değerini birkaç hesaplamayla kolayca öğrenebilirsiniz, ancak kripto paraları üreten kuruluşları incelemenin bir anlamı yok, çünkü oluşturdukları coinler resmi bir varlık değildir, dolayısıyla Block.one (EOS), Ripple, Litecoin, Bitcoin Cash gibi kuruluşlar at koşturabilirler, bununla ilgili herhangi yasal düzenlemeler, kısıtlamalar olmadığı için de en fazla birkaç milyon dolar ceza ödeyerek kurtulurlar, tabii bu ödedikleri ceza miktarı, insanları dolandırarak, piyasayı manipüle ederek kazandıkları milyarlarca doların yanında sadece çerez parasıdır. Aslında “özgürlük” bu sektörün felsefesidir, ancak sıkça kötüye kullanılmaktadır, her şeyde olduğu gibi, serbest piyasada da “ahlak” olmazsa bu piyasa da tarihe karışır.

İşte bu nedenle bir kripto paranın asıl değerini ölçmek kolay değildir, elimizde herhangi bir mantıklı veri yok, bu yüzden duygularımızı bir kenara bırakıp, mantığa uygun şekilde çeşitli kaynaklardan topladığımız gerçek bilgilerden yararlanarak, en doğru yatırım kararı veremezsek de, en azından oldukça kötü karar vermekten kendimizi alıkoyabiliriz.

Diyelim ki, Monero (XMR) gizli bir kripto para olduğu için darknet market’lerde suçlular tarafından yasadışı işler için kullanıldığına inanarak bu coinin 10 bin dolara ulaşacağına inanıyorsunuz ve 100 dolardan satın alıyorsunuz. Şimdi ise hayallerimizi bir kenara bırakarak gerçeklere bakalım:

  • Darknet market’lerde monero gerçekten popüler bir ödeme yöntemi midir?
  • Tor Browser’i indirerek şöyle 10-15 tane darknet market’e bakmaya ne dersiniz? Yoksa üşeniyor musunuz?
  • Bu sitelere nasıl girildiğini bilmiyor musunuz yoksa?
  • Polislerin evinizi basmasından mı korkuyorsunuz? (merak etmeyin, bu yasadışı bir iş değildir, sonuçta bu siteleri sadece ziyaret ediyorsunuz, gidip de yasadışı ürün satmaya çalışmıyorsunuz ki)
  • Ve en önemli soru da: Monero’nun gizlilik özelliği ne kadar sağlam?
  • Kullandığı algoritmanın trade-off’ları (bir şeyi elde etmek için başka bir şeyden vazgeçme) nedir?

Bu temel soruların cevabını öğrenmeden monero’ya para yatırmak yatırım değildir, sadece spekülasyondur. John McAfee’nin zamanında sürekli reklamını yaptığı diğer bir gizlilik odaklı kripto para olan Bitcoin Private’ın (BTCP) başına gelenleri unutmayın (şu anda fiyatı $2.37, piyasa değeri de 11 milyon dolar, günlük alım-satım hacmi sadece $800 civarı), oldukça iddialı bir projeydi, market değeri 1 milyar doları, fiyatı ise 86 doları geçmişti (Monero’nun şu anki piyasa değeri yaklaşık 4 milyar dolar, fiyatı ise $213 dolar). Elbette monero düşecek veya yükselecek demiyoruz, bunun cevabını kimse bilemez, yapabileceğimiz bir şey varsa o da gerçek verileri göz ardı etmemek, duygularımızı bir kenara bırakmak, hayallerden uzak durmak.

3. Yatırımlarınızın seyrinin, sizin kendi gidişatınızdan çok daha az önemli olduğunu unutmayın.

Bunu söylemek kolay, uygulamak ise çok zordur. Sürekli fiyatlara bakarak moralimizi her gün 80 kere değiştirmek iş için de, sağlık için de hiç iyi değildir. Ayrıca mantıksız panikler yüzünden piyasanın sürekli dalgalanmasını seyrederek diğer işlerimize de odaklanamayız. Kripto para yatırımınız sizin tek gelir kaynağınız ya da tek servetiniz olmaması lazım, gelir kaynaklarımızı mümkün olduğunca arttırmamız gerekiyor. Başka işlerinize de yatırım yaparak gelirinizi arttırmak, bitcoin’i 40 bin dolardan satın alarak 1 milyon dolara yükselmesini beklemekten çok daha mantıklı ve kazançlı bir iştir. Bu belki imkansız gibi gelebilir, ancak küçük bir örnek verelim:

Diyelim ki, reklamcılık konusunda uzmansınız, belki bir reklam ajansında çalışarak ayda 5-10 bin TL kazanmaktan yoruldunuz. Yapabileceğiniz en mantıklı şey, ufak bir web sitesi hazırlamak (günümüzde 10 yaşındaki çocuk bile WordPress ile profesyonel görünümlü site kurabilir) ve Google, Facebook reklamlarına 3-5 bin TL harcamak. Belki henüz bir gökdelende rengarenk duvarlı ofisiniz olmadığı için kimsenin size iş vereceğini düşünmüyor olabilirsiniz, ancak bu tür bahanelerden kaçının, ilk başlarda evden bile çalışarak büyük bir ajans sahibi kimliğine rahatlıkla bürünebilirsiniz, 100 potansiyel müşteriden sadece 3-5 tanesini ikna ederek birkaç haftaya güzel bir yerden ofis kiralarsınız, bu sefer ise müşteri sayınızı rahatlıkla arttırabilirsiniz, ve kim bilir, belki başlangıçta yaptığınız 5-10 bin TL’lik masrafı 1 sene içinde 100 katı şeklinde geri kazanırsınız, bu basit plan, bitcoin’in 1 milyon dolara yükselmesini beklemekten çok daha mantıklıdır.

Gelir kaynaklarınızı bu şekilde arttırarak kazandığınız paranın en fazla %10’unu düzenli olarak kripto paralara yatırırsanız hızlı yaşlanmazsınız, çünkü fiyatlara her 5 dakikada bir bakmaya ihtiyaç duymazsınız. O gün gelirse (inşallah gelmez), dışarıda insanlar birbirini yemeye başlarsa, dolar bile hiperenflasyon’a maruz kalarak bir pizzanın fiyatı 10 trilyon dolara yükselirse, zamanında sigorta amaçlı kenarda biriktirdiğiniz coin’ler sizi dünyanın en zengin insanlarından birisini yapabilir.

4. Gelecekte bir sektörün bütün diğerlerini geçebileceğinden “emin olmak fikri”ne asla yenik düşmeyin.

Hisse senedi piyasasında birçok farklı sektörlerdeki şirketlerin hisseleri alınıp satılır. Kripto para piyasası ise sadece tek sektörden ibarettir – adı üstünde, kripto para. Bu yüzden kripto paraları kendi içinde kategorilere ayırarak bu tavsiyeden yararlanmak mümkün. Coinleri şu popüler kategorilere bölelim:

  • Basit P2P coinler (örneğin, BTC, LTC, DOGE, NANO  vs…)
  • Gizlilik odaklı coinler (XMR, ZEC, BEAM vb.)
  • Smart contract platformlar (Ethereum, Solana, Avalanche, Cosmos…)
  • Utility tokenlar (BNB, AXS, MANA, DOT…)

Bitcoin gibi herhangi fiyakalı özelliği olmayan, basit, kullanımı kolay, likiditesi yüksek, merkezi olmayan coinlere her zaman ihtiyaç vardır. Fakat maalesef Blockstream şirketi, ve diğer geliştiriciler bitcoin’e birçok gereksiz, karmaşık, saçma sapan özellikler ekleyerek kullanımını daha da zorlaştırmaya devam etmektedirler, bu adaptasyon sürecini de uzatır. Teknolojiden pek anlamayan normal insanların Bitcoin’i rahatlıkla kullanabilmeleri için kullanımı kolay cüzdanlar, araçlar oluşturmak yerine hala bunu smart contract platformuna dönüştürmeye çalışıyorlar, Taproot/Schnorr gibi karmaşık kriptografik algoritmalar ekleyerek Soft Fork ile gizlilik odaklı bir coin’e dönüştürdüler şimdi de. SegWit ve çoklu imza konularından bahsetmiyoruz bile. Lightning Network bile başlı başına zaten yıllarca geliştirilmesi gereken 2. katman bir araç. Elbette bitcoin’in ölçeklenme sorunu bir an önce mutlaka çözülmesi gerekiyor, ancak aynı zamanda Ayşe teyzenin Almanya’daki oğlunun gönderdiği 5 bin dolarlık bitcoin’i alarak bunu kolaylıkla kullanabilmesi lazım. Yani bu tür sorunlar trade-off’suz bir şekilde çözülmesi şarttır. Durum böyle olunca da “Bitcoin her zaman kripto paraların kralı olacaktır” dersek spekülasyon yapmış olacağız. Unutmayın ki, IBM de bir zamanlar Wall Street’te kraldı.

Gizlilik odaklı coin’lerden biri olan Monero’dan az önce bahsettik zaten. Bu tür coinler aslında yaşamsal önemdedir. Ancak darknet market’tekiler, gangsterler ve servetlerini gizlemek isteyenler bu tür coin’leri kullanabileceklerini biliyorlar mı? Bilmiyorlarsa zamanla öğrenerek bu coinleri kullanmaya başlarlar mı ileride? Kim bilebilir ki?!

Gelelim smart contract platformlara. Zaten bir tane smart contract platformu yeter de artar bile, bu da şüphesiz ki Ethereum. Çünkü Ethereum’un çok büyük geliştirici topluluğu mevcut. Elbette her kripto parada olduğu gibi bunda da ölçeklenme sorunu mevcut, ve bunu en kısa sürede yeni güncellemeler ile çözmeyi planlıyorlar. EOS gibi projeler bu sorunu çözmeye çalıştı, binlerce madenci yerine sadece 21 tane BP (block producer ya da sunucu gibi düşünebilirsiniz) yer aldığı sistem ile. Ve bu BP’ler de kendi aralarında kartel yapılar oluşturarak projeyi mahvetmişlerdir. Ethereum ise bu sorunu pürüzsüzce çözmeye çalıştığı için geliştiriciler yıllarca araştırmalar yaparak gece gündüz çalışmaya devam etmektedirler. Bu ETH’nin fiyatının yükselmesi gerektiği anlamına gelmiyor, hatta bu platformların coinleri mantıken aşırı bir şekilde yükselmemesi gerekiyor, çünkü ETH’yi smart contract’ları, dapp’leri (merkezi olmayan uygulamalar) çalıştırmak için yakıt şeklinde kullanırsınız, normal ödeme yöntemi olarak çok daha basit coinleri kullanabilirsiniz zaten. Ancak piyasa bu, genelde mantığa aykırı şekilde hareket eder, bir bakmışsınız ETH fiyatı 100-200 dolar olması gerektiği yerde 100 bin doları geçmiş, ya da 1 doların altına düşmüş.

Utility tokenların da aynı şekilde yükselmemesi gerekiyor mantıksal olarak. Bu tür kripto paralar genelde spekülatif nedenlerle yükselirler. Utility tokenlarını oyun jetonları olarak düşünebilirsiniz, bu tokenları genelde kendi sistemlerinde kullanabilirsiniz. Eğlence parklarında oyun jetonu kullanmak istiyorsanız satın alır kullanırsınız. Dolayısıyla utility token’ları da satın almak aslında yatırım değil, spekülasyondur.

5. Bir işkolunun fiziksel büyümesindeki apaçık beklentiler yatırımcılara belli karlar sağlamaz.

Buna en iyi örnek DeFi’dır (Decentralized Finance ya da Merkezi Olmayan Finans). Son zamanlarda özellikle de Ethereum topluluğundaki kişiler Twitter’da bu kavram ile ETH’nin reklamını yapmaktadır. Az önce de bahsettiğimiz gibi, geleceği kimse öngöremez, özellikle de bu sektörde. Belki DeFi uygulamaları sayesinde ETH’ye yatırdığınız para 2 sene içinde 1000’e katlanabilir, ya da %90 değer kaybedebilir. Smart contract’lardaki ufak bir açık yüzünden popüler bir DeFi platformundaki kilitli ETH’leriniz çalınabilir, ve bu ihtimal çok az değildir, nitekim Ethereum’da aklınıza gelebilecek her türlü uygulamayı geliştirebilirsiniz, bu yüzden de sistemde fazla kısıtlama yoktur, yani normal bir bilgisayardan çok farklı değildir, karmaşıklık artınca da güvenlik azalır. DeFi uygulamalarının gelişmesi tüm sektörü de büyütür, ancak manipülasyonlara kurban olmamak için de aşırı dikkatli olmak zorundayız.

6. 100 hisse senedi ihracından 99’u için şunu söyleyebiliriz: Bazı fiyat aralığında satın almak için çok ucuzdurlar, bazı fiyatlarda da o kadar pahalı olurlar ki mutlaka satılmalıdırlar. Ödenen fiyatı, teklif edilen fiyat ile kıyaslama alışkanlığı yatırımda çok değerli bir özelliktir. Geçmişte gerçekten dehşet verici kayıpları, alıcının “Kaça?” sorusunu sormayı unuttuğu adi hisse senedi ihraçlarında ortaya çıktı.

Hisse senedi ihracını kripto para piyasasında ICO olarak düşünebilirsiniz. Dolayısıyla ICO’lara katılmak da bir spekülasyon’dur, kesinlikle yatırım değildir, çünkü henüz piyasada işlem görmeyen bir coinin borsalarda listelendikten sonraki fiyatının ne olacağını kimse bilemez. 2017 senesindeki çılgınlıkta en saçma ICO’larda bile paralarını 10’a katlıyorlardı, sonra insanlar akıllandı, akıllanmayanlar ise hala ICO’larda para kaybetmeye devam ediyorlar. Bir sonraki boğa piyasasındaki çılgınlıklar yüzünden sayıları tekrar artacak olan ICO’lardan uzak durmanızı öneririz. Parayı umursamıyorsanız, bu sektörde sadece eğlenmek için zaman kaybediyorsanız istediğinizi yapabilirsiniz. Ancak yatırım yaptığını sanıp aslında spekülasyon yapan kişi eninde sonunda mutlaka parasının %90’ından fazlasını kaybedecektir.

7. Çoğu zaman, yatırımcı, portföyündeki hisse senetlerinde bir spekülatif faktörün varlığını kabul etmek zorundadır. Bu faktörü küçük bir limitte tutmak, ve kısa ya da uzun döneme yayılabilen olumsuz sonuçlar karşısında, finansal ve psikolojik olarak kendini hazırlamak yatırımcının temel görevleri arasındadır.

Bu konuda fazla bir şey söylemeye gerek yok. Bitcoin bile spekülatif bir kripto paradır. Fiyatının çok fazla dalgalanmasına rağmen tüm kripto paraların (USDT, USDC gibi sabit coinler hariç) içinde en az dalgalanan coindir, dolayısıyla da en az spekülatif faktörüne sahip kripto paradır. Bu yüzden de portföyünüzdeki riski azaltmanın en iyi yolu altcoinleri azaltarak BTC’yi %50’nin üzerine çıkarmaktır. Sakın yanlış anlamayın, az önce de dediğimiz gibi, bitcoin’in özü artan karmaşık özellikler sayesinde giderek kaybolmaktadır, ancak kim bilir, belki 10 sene sonra da BTC hala ilk sırasını koruyarak en çok kullanılan coin olur.

8. Akıllı yatırım var olduğu gibi, akıllı spekülasyon da vardır. Ancak spekülasyonun akıllı olamayabileceği birçok yol da mevcuttur. En başta gelenler şunlardır: (1) yatırım yaptığını zannederken spekülasyon yapmak; (2) uygun bilgi veya yeteneğe sahip olunmadığı halde, bir uğraş olarak değil, ciddi olarak spekülasyon yapmak; (3) kaybetmeye gücünün yetmeyeceği meblağda bir parayı riske atmak.

Eğer gerçekten spekülasyon yaparak şansınızı denemek istiyorsanız portföyünüzün sadece ufak bir yüzdesi ile deneyebilirsiniz, ancak bu parayı kaybetme olasılığınız oldukça yüksektir. Çünkü kripto para piyasasında genelde fiyatı balinalar ve borsaların sahipleri kontrol eder.

Az önce de bahsettiğimiz gibi, mutlaka farklı alanlara da odaklanın, iş dünyası sınırsız fırsatlara sahip bir dünyadır. Diğer işlerdeki gelirlerinizi arttırdıktan sonra kripto para yatırımlarınıza her ay ufak miktarlarda para eklersiniz, portföyünüz %90 değer kaybetse bile umursamazsınız, çünkü zaten farklı gelir kaynaklarınız mevcuttur.

9. “Sıcak” tabir edilen herhangi bir hisse senedi halka arzından satın alan, buna benzer bir alım yapan herkes spekülasyon yapıyordur. Spekülasyon her zaman caziptir ve oyunu önde götürüyorsan çok eğlenceli de olabilir. Şansını denemek istiyorsan, bu amaç için sermayenden bir payı – ne kadar küçükse o kadar iyi – ayrı bir portföye koy. Sırf piyasa yükseldi ve kazanç akıyor diye asla bu hesaba para ekleme, bu, spekülatif fondan para çekmeyi düşünme zamanıdır. Spekülatif işlemlerini ve yatırım işlemlerini ne aynı hesapta karıştır ne de düşüncelerinde.

Benjamin Graham her şeyi özetlemiş burada. “Hisse senedi halka arzı”nı ICO (ya da IEO farketmez, hepsi aynıdır) olarak düşünebilirsiniz. Boğa piyasasında insanlar çıldırırken, altcoinler bir gecede %50, %100 hatta %500 yükselirken yavaş yavaş altcoinlerinizin sayısını azaltma zamanıdır.

10. “Uzmanlar”ın en son bir konuda anlaştıkları zaman, nasıl da felaket getirecek şekilde yanıldıkları göz önüne alınacak olursa, akıllı yatırımcının onlara şimdi inanması hangi akla hizmet eder?

Örneğin, hisse senedi piyasasında para kaybetmenin en garantili yolu Forbes gibi dergileri okuyarak zaman kaybetmek, CNBC gibi televizyon kanallarını izlemek, bu kanallardaki programlarda konuşan sözde uzmanların tavsiyelerini ciddiye almak vs… Kripto para piyasası da aslında bundan farksızdır. Anthony Pompliano, David Gokhshtein, Su Zhu gibi sözde uzmanları ve medyumlara taş çıkartan teknik analizcileri ciddiye alırsanız kesinlikle başarısız olursunuz.

11. “Bugünün yatırımcısı”, geleceği tahmin etmekle o kadar meşguldür ki, onun için daha şimdiden cömertçe ödeme yapmaktadır. Bu yüzden, bu kadar çalışma ve özen sonucu tasarladığı şey gerçekten meydana gelebilir ama ona hiç kar da getirmeyebilir Beklenen ölçüde gerçeğe dönüşmede başarısız olursa, ciddi bir geçici ve hatta belki de kalıcı bir zararla karşılaşabilir.

Ripple’ın bankacılık sistemlerini ele geçireceğine, her smart contract platformunun Chainlink’i kullanacağına, IOTA’nın terminatörler tarafından kullanılacağına, Güney Kore’nin tamamının ICON (ICX) platformuna entegre edileceğine, Monero’nun Meksikalı karteller tarafından kullanılacağına inanan hayalperestlerden olmayın sakın. Piyasa hayalperestleri ve kendisini zeki sananları asla affetmez.

12. Akıllı yatırımcı için temel bir gereksinme de, yükselen piyasalarda yeni adi hisse senetler arz eden (IPO) satıcıların dil dökmelerine direnebilme yeteneğidir. Kalite ve değerlendirmeyle ilgili ciddi deneylerden sadece bir ya da ikisinin geçtiği görülse de bu tür bir işe bulaşmak kötü bir politikadır. Kuşkusuz satıcı, iyi piyasa avantajlarına sahip böyle pek çok hisse senedine – tam da satıldığı gün, ilgi çekici bir biçimde yükselen bazı kağıtları da dahil ederek – dikkat çekecektir. Fakat bütün bunların hepsi spekülatif atmosferin bir parçasıdır. Bu kolay paradır. Bu yöntemle kazandığınız her dolar için sonunda iki dolar kaybetmezseniz, kendinizi şanslı saymalısınız.

ICO (Initial Coin Offering) aslında IPO (Initial Public Offering ya da ilk halka arz) kavramından doğmuştur. İnsanlar ICO için öyle harika tasarımlı siteler, videolar hazırlıyorlar ki karşı koymak kolay değil. Bu ICO’lar yeni başlayanları, acemileri rahatlıkla ikna edebiliyor, yaptıkları şey yasal olsa bile etik değildir, çünkü deneyimsiz kişileri VC’ye (venture capitalist veya risk sermayedarı) çeviriyorlar. 2018-2019 ayı piyasasında bu ICO’ların sayısı epey azalmıştı, piyasa biraz yükselişe geçince tekrar sayıları yavaş yavaş artmaya başladı. Dikkatli olun, BTC’lerinizi, ETH’lerinizi bunlara kaptırmayın.

13. Eylül 1929’un ilk günlerinde S&P 500 hisse senedi endeksine 12,000$ yatırmış olsaydınız, 10 yıl sonra geride sadece 7,223$ paranız kalırdı. Fakat 100$ gibi küçük bir tutarla başlayıp, her ay sadece 100$ yatırım yapsaydınız Ağustos 1939’da paranız 15,571$ olurdu! Disiplinli alımın gücü – Büyük Bunalım’a ve tüm zamanların en kötü düşüş piyasasına rağmen – işte budur.

Tekrar belirtelim, her ay düzenli olarak kripto para portföyünüze ufak miktarlarda para yatırırsanız uzun vadede piyasadaki yatırımcıların, spekülatörlerin %99’undan daha başarılı olma ihtimaliniz epey yüksektir.

14. Matematik ile hisse senetlerine yönelik yatırım tavırları arasında özel bir paradoks var; ve bu şudur: Matematiğin genellikle kesin ve güvenilir çözümler ürettiği kabul edilmektedir, ama borsada, matematik ne kadar ayrıntılı ve derinse, varacağımız sonuçlar da o kadar belirsiz ve spekülatiftir.

Teknik analizcileri ciddiye almamayı öğrenirseniz kullandıkları cakalı jargonların da önemsiz olduğunu görürsünüz. Elliott Wave, Fibonacci Retracements, MACD gibi şeyler tamamen saçmalıktır, tarih bize bunu defalarca kanıtlamıştır.

15. Sadece ilgi ya da heyecan yokluğu bile, bir fiyat düşüşünü saçma derecede aşağı seviyelere itebilir. Böylesine değerden düşmenin iki büyük nedeni vardır: (1) sürekli moral bozucu sonuçlar ve (2) müzminleşmiş bir ihmal ya da beğenilmeme durumu.

Bir blockchain projesinin şirketi hype yaratmak için Walmart ile ortaklık kurduğunu açıklasa bile (böyle ortaklık olsa bile mantıksızdır, bir şirketin merkezi olmayan blockchain ile ne işi olur ki) bu projenin coininin fiyatını yatırımcıların hayal ettiği gibi yükseltmezse fiyat şiddetli bir şekilde düşmeye başlar. Yaratılan heyecan yavaş yavaş sönmeye başlarsa, ekipler verdikleri sözleri yerine getirmezse, ICO’dan topladıkları paraları projeye harcamak yerine Lihtenştayn’a kaçarlarsa, yatırımcılarını mutlu etmek için çabalamak yerine bir domain’e 30 milyon dolar harcarlarsa ya da bir gökdelende pahalı lüks ofis kiralayarak alakasız işlerle uğraşırlarsa bu projenin herhangi bir geleceği olmayacaktır.

Gizem Özdemir

Gizem Özdemir yatırımcı ve iş kadınıdır. Harvard Business School mezunu olan Gizem 1981 yılında Lüksemburg'da doğdu. 2005 yılında mezun olduktan sonra Credit Suisse'te finansal analist olarak çalışmaya başladı. 5 sene sonra Rothschild & Co şirketinde finansal planlama uzmanı olarak kariyerine devam etti. Finans sektöründe edindiği bilgi ve deneyim sayesinde 2018 yılında Lihtenştayn'da ortağı ile Özdemir & Cohen adında finansal danışmanlık şirketini kurdu. İnsanlara yardımcı olmak için iş dünyası ve finans ile ilgili bilgilerini irefy.com sitesinde paylaşmaktadır.

Yorum yapın